-
Karmetik Astroloji Nedir ?

“Karmetik Astroloji” ifadesi, tarafımdan ilk kez tanımlanmış, kavramsal çerçevesi oluşturulmuş ve resmî olarak marka olarak tanınmıştır.
Bu terim, karma, hermetik ve hellenistik geleneklerin birleşimiyle, astrolojik yorumlara hem teknik hem sezgisel hem de dönüşüm odaklı yeni bir zemin kazandırmak amacıyla ortaya çıkmıştır.
Amacım yeni bir etiket üretmek değil; uzun süredir dağınık biçimde kullanılan bu öğretileri tek ve bütüncül bir sistematik içinde anlamlandırmak ve yeni nesil astrologlara sağlam bir yol haritası sunmaktır. Sistematikler içerisinde belirli anlamları kabul edip, diğerlerinin reddi ve sebeplerinin bilinmeden ‘Çünkü öyle…” vb açıklanması, hem astrolojinin güvenilirliğini zedelemekte, ve yeni başlayanlar arasında kafa karışıklığına neden olmaktadır.
Özellikle son yıllarda, ülkemizde belli başlı ekollerin sektörleşmesinin, ve isimlerin tek elinde gibi algılanmasının da, ‘Karmetik Astroloji Sistemini’ni tanımlama ihtiyacı doğurduğunu şahsen düşünmekteyim.
Karmetik Astroloji, klasik “karma astrolojisi” anlayışının ötesine geçer. Burada amaç, geçmiş yaşamların ya da kadersel zincirlerin mutlak yorumunu yapmak değil; kişinin zamanla kurduğu bağı fark etmesini sağlamaktır. Çünkü karma, bir ceza değil; bir çağrı, bir yankı, bir fırsattır. Karmetik, bu yankıyı duymanın ve ona bilinçle yanıt vermenin adıdır.
Bu yaklaşım:
• Dogmadan arınmış, fakat en eski bilgeliğe kulak veren bir çizgiyi temsil eder.
• Vedik’ten Hellenistik’e, Hermetik’ten Jung’a kadar pek çok sistemi tanır ama hiçbirini kutsallaştırmaz. Çünkü gerçek pusula içerideki sestir.
• “Önceki hayatında neydin?” değil, “Bu yaşamda neyi tekrar ediyorsun?” diye sorar.
• Karmik döngüleri, göksel açıların matematiğinden çok, kişinin tekrar eden davranış kalıplarında okur.
• Zamanı düz bir çizgi değil, sarmal bir hafıza olarak görür.
1. Karma (संस्कार / Karman) — Hareketin Hafızası
Sanskrit kökenli bu sözcük, sadece “geçmiş yaşamdan gelen borçlar” anlamına gelmez. Karma; neden-sonuç zinciri, hareketin izi ve enerjisel hafıza demektir.
🔹 Karmetik bakış açısında, karma bir ceza veya ödül sistemi değil; farkındalık kazanma döngüsüdür.
🔹 Geçmiş eylemlerin bugüne olan etkisidir ama aynı zamanda özgür iradeyle dönüştürülebilecek bir potansiyeldir.
2. Hermetik (Hermes Trismegistus’un mirası) — Zihnin Anahtarı
Hermetik gelenek, “Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır” ilkesiyle makrokozmosla mikrokozmosun birliğini anlatır.
🔹 Bilgi, ancak içsel bir uyanış yoluyla kazanılır.
🔹 Astrolojik yorum sadece dışsal sembollerden ibaret değildir; semboller içsel anlamla titreştiğinde hakikate kapı aralar.
Karmetik Astroloji Hermetik ilkelerle çalışır:
• Zihnin doğası değişirse, kader de değişir.
• Zaman, sadece kronolojik değil; içsel dönüşümün sahnesidir.
3. Hellenistik — Göğün Geometrisi
M.Ö. 2. yüzyılda İskenderiye’de sistemleşen Hellenistik astroloji, evrensel düzenin göksel matematikle izlenebileceğine inanır.
🔹 Zarif, teknik ama sezgiye yer bırakan bir dildir.
🔹 Antik gezegen tanımları, “daimî gezginler”in anlamlarına bir yapı kazandırır.
Karmetik, Hellenistik astrolojinin geometrik disiplinini, Hermetik sezgiyle ve Karmik döngü anlayışıyla bütünleştirir.
Karmetik: Üç Zamanın Kesişimi
“Karmetik” kavramı,
• Geçmişin izi (karma),
• Şu anki farkındalık (hermetik),
• Zamansız bilgelik ve yapı (hellenistik)
üçlüsünü bir potada eriterek yepyeni bir astrolojik dil oluşturur.
Bu terim:
🜁 Karma’nın hafızasını,
🜂 Hermetik’in anahtarlarını,
🜃 Hellenistik’in yapısını,
🜄 Ve Prehistoryen’in kolektif bilinç köklerini taşır.
Karmetik Astroloji, “kader” kavramını sorgular.
Çünkü bu sistemde kişi bir kurban değildir. Tam tersine, yaşamına tanıklık eden, seçim yapan ve yön değiştirme gücüne sahip bir özne olarak görülür.
Bu yüzden:
• Gölge çalışması önemlidir.
• Tekamül, ödül-ceza sisteminden çok farkındalıkla ilgilidir.
• “Günlük burç yorumu”ndan çok daha fazlasıdır; hafızanın arkeolojisidir.
• Zamanı yalnızca geçmekte olan bir süreç değil, bilinçle işlenen bir zemin olarak okur.
Karmetik, kelime olarak “karma” ve “estetik” sözcüklerinin bir sentezi gibidir.
Hem kaderin izi, hem bu izin içindeki güzelliği ve dönüşüm potansiyelini taşır.
Ve kendim bir “Prehistoryen” olarak; insanlığın ortak bilinçaltına, mitlere, kadim kodlara uzandığını anlatabilmek ise en büyük amacımdır.
Çünkü çoğu zaman çözüm, ileri gitmekte değil; öncesini hatırlamakta gizlidir.
-
Venüs Yıldız Noktası (Venus Star Point)

Venüs Yıldız noktası; Güneş ile Venüs’ün kavuşmasıyla (Cazimi) ortaya çıkan; ve Cazimi’den çok daha fazla anlam içeren bir olaydır. Bu olayı beş bacaklı bir ahtapota benzetirsek eğer; ahtapotun her bir bacağı, zodyak üzerinde pentagramı oluşturacak noktalarda gerçekleştirmiştir ki; 22 Ekim 2022 gecesi 00:17’de, 29 Terazi Burcundaki Venüs-Güneş kavuşumu ;bir Pentagram’ı tamamlayacak son bacak olması bakımından çok önemli. (Resimden daha rahat anlayabilirsiniz.)
Bu durum bir dönemin kapandığını ve yeni bir dönemin başladığının habercisi elbette; aynı zamanda kavuşumun Terazi’nin son derecede olması da bize bitiş-başlangıç sembolizmini veriyor. Venüs Retrolarının 40 gün 40 gece sürmesi; ve kutsal kitaplarda da bu 40 gün-40 gece’nin vurgulanmış olması; Venüs’ün özel hareketlerinin çokta gelişigüzel olmadığını bize düşündürebilir. Venüs Retroya girdiğinde, ilk 20 gün enerjisini boşaltır; büyük ihtimalle bitişler, ilişkilerde ve finans alanında tıkanmalar yaşayabiliriz. Fakat 2. 20 günde bu tıkanıklık; yerini aydınlanmalara, yeni düşünce tarzlarına, farkedişlere bırakır ve genellikle bazı şeyleri yapma şeklimizi değiştiririz.
Venüs bazen sabah yıldızı; bazen de akşam yıldızıdır! Akşamları gördüğünüz Venüs bir süre sonra Dünya ve Güneş arasına girerek gözden kaybolur; ve daha sonra Sabah yıldızı olarak, sabahları görmeye başlarsınız.
Karıştırılmaması gereken konu; doğum haritasındaki Venüs’ünüzle, Venüs Yıldız noktanız aynı değildir; ve aynı anlama da gelmez. Doğum haritalarında ve transitlerde yorumladığımız Venüs, bize daha çok dışardan beklediğimiz, istediğimiz noktalardadır: Bulmak istediğimiz sevgi, güvende hissetmek için iyi bir iş veya para gibi. (Dışardan içe: Bilinçli) Venüs Yıldız noktası; siz anne karnındayken oluşan Venüs & Güneş kavuşumuyla size etki eder. Dışardan değil, içeride olan, adeta size Venüs tarafından ‘yüklenmiş’; çoğunlukla bilinçaltından çalışan sevgi yeteneği, güvenlik hissi ve bunları içerden dışarı nasıl aktardığımızı gösterir. O nedenle de Venüs Yıldız Noktası burcu ve derecesi, haritanızdaki Venüs ile aynı değildir. Anne karnında gerçekleşen kavuşumun derecesi ve burcu, size Venüs Yıldız noktanızı verir. Bulduğunuz Venüs eğer Retro’daysa; bu Venüs sabah yıldızıyken doğdunuz anlamına gelir. Eğer düz hareketteyse, o zaman Venüs akşam yıldızıyken doğmuşunuzdur.
Diğer enteresan bir konuysa; Venüs 5. harmonik’teki bir gezegendir; ve diğerleri ise 4. harmonikte. Bu nedenle, beynimizin sağ kısmını etkiler: Yaratıcılık, sezgisellik ve dişil enerjiyi kullandırtır. 4. harmonik, eril ağırlıktadır.
En son 1771 yılında Terazi’de Cazimi olan Venüs, bu hareketiyle, 8 yıl daha Güneş’le Terazi’de kavuşacak. Haritanızda Terazi burcunda yer alan evler ve gezegenlerin daha aktifleşeceği, özellikle dikkatinizin Akrep evinden, Terazi’nin bulunduğu eve kayacağını söylemek yanlış olmaz.
Yukarda bahsettiğim eril/ dişil konusunda; kadınları özgürlük, adalet ve eşitlik için daha çok mücadele verirken göreceğiz; ve ne mutlu ki; destek görecekler. Pluton Kova’ya geçtiğinde bütün dengeleri zaten değiştirecek ve tıpkı Terazi gibi hava elementinde olduğundan; yeni bir dönemin daha haklı ve hukuklu olacağını söyleyebiliriz. Ama evet; bir: Hemen olmayacak. İki: Bunlar için mücadeleler verilecek.
Siz de Venüs Yıldız noktanızı ve anlamını öğrenmek istiyorsanız; iletişim formunu doldurabilir; veya Instagram’dan @isilonastro DM’ye yazabilirsiniz.
-
Pluto-Kova Çağı : Z Jenerasyonu

23 Mart 2023’te Pluto, 18.yüzyıldan bu yana ilk kez Kova burcuna geçiyor olacak.
2008’den bu yana Oğlak burcunda Pluto kaos ve değişim getirirken, dünya üzerindeki güç hiyerarşilerinde de son derece etkili oldu. 0 derece Kova’da, Mart-Haziran 2023 ayları arasında ; ve ara sıra Oğlak burcuna da son ziyaretlerini gerçekleştirecek. Ve sonunda 21 Ocak 2024’ten itibaren de 20 yıl boyunca Kova’da kalacak.
Şimdi, konsepti anlamamız için biraz ayrıntı gerekiyor:
- Pluto 2008’den beri Oğlak burcunda : Oğlak yöneticisi Saturn: 2008’den beri değişen şeyleri hatırlamaya çalışın: Günlük hayatımızda devrim niteliğindeki akıllı telefonların çıkışı – faydalarını bir yana bırakırsak; akıllı telefonlar sayesinde kurumlar, firmalar tarafından nasıl ablukaya alındığımızı (Saturn), hareketlerimizin izlendiğini ve zaman zaman bunlar aracılığıyla yazdıklarımız yüzünden başımızın derde girdiğini (Saturn) düşünün. Kaos, ve Düzen karşı karşıya gelmedi mi?
- Elon Musk, Mark Zuckerberg gibi teknoloji sayesinde gücü elinde bulunduranlar hakkında daha fazla şey duymadık mı? Niyetleri tartışılmadı mı? Onların bu gücüne sınırlamalar getirilmeye (Saturn) çalışılmadı mı? Ve bu güçler mikrodan makroya, hayatımızın her alanında etkili olmadı mı?
- Pandemi yaşadık. Dışarı çıkamadık, evlere tıkıldık. (Saturn) Bunun sonucunda çalışma şeklimiz, ofis anlayışı tamamen yıkıldı ve yenilendi. (Pluton)
Örnekleri çoğaltabilirsiniz.
Peki Pluto, en son Kova burcundayken neler oldu?
- Amerikan Anayasasının yazılması
- Fransız- Endüstri Devrimi
- Paris Anlaşması imzalandı
Dikkat ederseniz tüm değişiklikler, şimdi ki düzenin kurucularıdır; fakat her birinde yeni düzenin kurulması için, eski düzenin kaotik bir şekilde tamamen yıkılması gerekmiştir.
Pluto Kova burcundayken; diğer gezegenler Koç burcunu teker teker ziyaret ediyor olacak. Koç; yönetici gezegeni Mars; agresyon, mücadele ve savaşı temsil eder:
- Jupiter (2023)
- Saturn (2025-2028)
- Neptün (2025-2039)
sırasıyla Koç burcunda olacaklar. Koç burcu, bireysel özgürlüğü konusunda ısrarcıdır ve herkese uyan standart çözümlere yanaşmaz. Bu da büyük ihtimalle politika ve siyaseti, yeni kurulacak partileri ve vaadlerini temsil ediyor olabilir. Sınırlar, kimlikler; daha doğrusu ayırımcılığı tetikleyen ne varsa, özgürlükleri için mücadele edeceklerdir.
Tabii ki bunları sadece kötümser olarak algılamamak lazım. Pluton’daki Kova ile Koç burcu; bize orjinal olanı, başka bir deyişle gerçek devrim ve yenilikleri bize getirir. Unutmayın ki, Jupiter- Koç çağı da bize tarih içinde “Kahramanların geldiği dönem” olarak bilinir. Biraz şansla, bu kahramanlar, Kova burcundaki Pluto’nun yarattığı daha iyimser yeni bir dünyaya gelecekler 🙂 Yeni bilimsel keşifler (Kova Yöneticisi: Uranus), ekonomik ve hiyerarşik sistemlerin yeniden şekillenmesini (Pluto) sağlayacak.
Bu arada, Boğa burcunda olan Uranus’ten de bahsetmeliyiz. Boğa burcu toprağı, tarımı da işaret ediyor ve Uranüs’teki yerleşimiyle beraber, belki tarım konularında yeniliklere şahit olacağız ve bu dünyadaki besin dengesini değiştirebilecek.
Pluto Kovadayken, 1543’te Kopernikus, Dünyanın değil, güneşin Solar sisteminde merkezinde olduğunu açıklamış; yargılanarak ölüm cezasına çarptrılmıştı. Pluto ve Uranusün iç gezegenler gibi bizi bireysel anlamda değil, kollektif anlamda etkilediğini düşünürsek; büyük ihtimalle yapılacak yeni buluşlardan insanlığın büyük bir bölümünün ilk başta memnun olmayacağını söyleyebilirim. Pluto ve Uranus’ün temsil ettiği Akrep ve Kova burçları, aynı zamanda Sabit Burçlar’a girer; dolayısıyla burada esnekliğe pek yer olmayabilir. Aynı şekilde bu iki burç, birbirine pekte uyan elementlerde olmadıkları için (Akrep: Su / Kova: Hava) ajitasyonlar ve denge savaşlarına da işaret ediyor olacak.
Bu dönemlerde doğacak insanlar, ‘Z Jenerasyonu’ olarak adlandırılıyor; yapıları, düşünme şekilleri ve özellikle de doğacakları dünya; bizimkine pekte benzemeyecek gibi duruyor.
Sıklıkla yinelediğim bir cümleyi yine tekrarlamam gerekiyor sanki:
“Her şey alt üst olacak diye üzülme. Altının üstünden daha iyi olmadığını nereden biliyorsun?”
-
Merkür Retro başlarken, Merkür’ü anlamak

Merkür, güneşe en yakın gezegen. Hızlı ve kaotik bir şekilde hareket ediyor ve diğer gezegenlere göre çok sık Retro’ya giriyor. Genellikle” Eyvah, Merkür Retro!” şeklinde ve sadece elektronik aletlerin başımıza türlü türlü işler açacağını ön görüyoruz ama aslında Merkür, astrolojik anlamda tam olarak neyi ifade ediyor?
Merkür’ün hayatımızda ne anlama geldiğini öğrenmeden önce, neyi ifade ettiğini bilmemiz gerek. Merkür, gezegen olarak en hızlı gezegen. (Astroloji de Ay, gezegen olarak sayılmıyor; yoksa en hızlı harekete sahip olan, tabii ki Ay.) Ay’ın tersine yılda yaklaşık 3 kez kadar geri gidiyor. hiç bir zaman Güneş’ten 28 dereceden uzakta olmaz ve ekliptikten en çok sapan gezegen de yine Merkür’dür.
Merkür şakaları sever. Bankacılar, müşavirler, matematikciler, analizciler, istatikçiler- rakamlarla ve mekanik sistemlerle uğraşanları temsil eder. Anlamak, öğrenmek onun işidir. Problem çözme yeteneği, detaylara dikkat; Merkür’le doğrudan bağlantılıdır. Bilgileri sınıflandırmak, kategorize edebilmek ve aralarındaki bağlantıyı görebilmek, Merkür’ün hediyeleridir.
Merkür nötr’dür. Dişil ya da eril değildir. Gece ya da gündüz gezegenlerinden biri de değildir. Yakınında bulunduğu gezegenin veya haritada bulunduğu burcun yönetici gezegeninin özelliklerine uyum sağlar.
Merkür, yazılı ve sözlü kelimeleri yönetir. Bilgiyi yazma, yayma, iletme, sözcülük; Merkür’ün başı çektiği alanlardır.
Merkür, İkizler ve Başak burçlarının yöneticisidir. Başak burcunda yücelir: Yay burcunda zararda, Balık burcunda ise düşüştedir.
Vücutta öncelikli iletişim organlarıyla ilgilidir. Dil, ses telleri ve solunum yolları. Zanaatkarları düşündüğünüz de de eller ile de ilgisi vardır. Mesela, Merkür- Saturn olumsuz açıda, kekemelik, geç konuşma ya da öğrenmede problem verebilir.
Merkür, ergenlik öncesi çocukları ve liseye kadar olan öğretim periyodunu simgeler.
Haritada, iletişim şeklimizi, yeteneklerimizi ve bunları kullandığımız alanı gösterir.
Kendi Merkür’ünüzü anlamak:
Astroloji de hiç bir gezegen yerleşimi tek başına değerlendirilmez. Bir gezegenin haritanızda taşıdığı anlamlar birden fazla olabileceği gibi, haritada bütün olarak yorumlanması zorunluluğu vardır. Bu nedenle, tek bir yazıda sadece Merkür’ün değil, hiçbir gezegen veya asteroid’in haritadaki anlamını anlatamayız. Sadece genel bir bilgi olarak değerlendirmek doğru olur.
Haritanızda Başak ve İkizler’in yer aldığı evlere bakın. Bu alanlar, Merkür etkisindedir ve bu evlerin konularını Merkür yönetir. Daha sonra, Merkür’ün hangi evde ve hangi burçta olduğuna bakın. Merkür bu evin olduğu alanlarda baskındır ve burcunun yönetici gezegeninden de kaynak ve fikirleri alıp şekillendirir.
Örneğin;
Haritanızda Merkür Koç’ta ve 3. evinizde.
3.ev genel iletişim, kardeşler, erken okul yıllarıyla ilgilidir.
Buna göre, sizin tartışmalara açık, genellikle iletişimde çabuk öfkelenen ve sabırsız olduğunuzu söyleyebiliriz. Kardeşleriniz ile çocukluk yıllarında anlaşmazlık içinde olduğunuz ve okul yıllarında uyumu yakalamakta zorlandığınız söylenebilir.
Şimdi Koç’un yöneticisi olan Mars’ın haritada nerede olduğuna bakın.
Diyelim ki, Mars’ta 9.evinizde.
9.ev, yurtdışı, yüksek eğitim, felsefi görüşler ve eş akrabalarıyla ilgilidir.
O zaman bu tartışmacı yapınızın yüksek öğrenimde de süreceği, yurt dışı ve alacağınız sonra ki eğitimlerde mücadeleler vermek zorunda kalabileceğiniz, belki eşinizin akrabalarıyla problem yaşayabileceğiniz anlamına gelir.
Tabii ki bu örnek son derece yalın ve sadece genel bir fikir edinme ile sınırlıdır. Dereceler, açılar, vb ayrıntılar da bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Eğer Merkür’ünüz Güneş’e 5 derece yakınlıktaysa, buna ‘yanık’ diyoruz. Yanık’tan kasıt, Merkür’ün daha olumsuz yönlerini açığa çıkarması ve zarar görmesi anlamındadır. Merkür’ünüz yanıksa, patavatsızlık, dümdüz konuşma, belki sonradan pişman olacağınız şeyleri söylemek vb etkiler almış olabilirsiniz.
Bu kadar genel bilgiden sonra; yaklaşan retro hakkında da biraz konuşalım. Genel ve burçlara özel etkileri zaten Instagram’dan @isilonastro sayfamda yazdım.
Kişisel olarak nasıl etkileneceğiniz hakkında genel bir bilgi için şunu yapabilirsiniz:
Retro tarihlerini, Merkür’ün hangi burçlarda retro yapacağını öğrenin ve haritanızda hangi burç ve ev, buraya düşüyorsa retro boyunca gözlem yapın. Hayatınızda ne gibi aksilikler oldu, veya neler yaşandı? Ne gibi gelişmelere şahit oldunuz?
Son olarak tekrarlamakta yarar görüyorum: Astrolojide hiç bir veri, bütüne uygulanmadan anlam taşımaz. Umarım bu yazı, Merkür’ü biraz daha iyi anlamanıza faydalı olmuştur.
-
Karşıt Burçlar ve Denge

Astroloji matematik ile çalışır. Doğum haritası analiz ederken, 360 derecelik bir daireye, onun içindeki açılara, her biri 30 dereceye bölünmüş, 12 ev ve 12 burç konularını inceleriz.
Sözünü ettiğimiz dairede, 4 element, Güneş, Ay ve her bir burcun yöneticisi olan diğer gezegenler yerini alır; ve her bir burcun tam karşısında da başka bir burç vardır.
Karşıt burç dediğimiz, işte tam da bu.
Karşıt burçlar, adından da anlaşılabileceği üzere genellikle birbirlerinin zıttı gibi algılansa da, aslında birbirlerinin eksik yönlerini tamamlarlar. ‘Zıtlar birbirini çeker.’ – gerçekten de bu doğrudur. Kendi içimizde dengeyi bulamıyorsak, zıt burçtan bir partnerle birlikte dengeyi oluşturabiliriz.
Elbette evlenen ya da birlikteliği olan herkes, zıt burçtan birini seçmez- o halde yapacağınız şey kendinizi analiz ederek, eksik olan veya size hizmet etmeyen özelliklerinizi objektif olarak değerlendirmek; ve karşıt burcunuzun özelliğine bakmaktır:
İşte Karşıt Burçlar:
- Koç (Ateş) x Terazi (Hava)
- Boğa (Toprak) x Akrep (Su)
- İkizler(Hava) x Yay (Ateş)
- Aslan (Ateş) x Kova (Hava)
- Başak(Toprak) x Balık (Su)
- Oğlak (Toprak) x Yengeç (Su)
Düşünmeden hareket eden, sabırsız ve önce Ben diyen Koç’un tam karşısında, diplomatik, uyumlu, sabırlı Terazi vardır.
Konforuna, sakinliğe ve maddiyata ve fiziksel şartlara önem veren Boğa’nın tam karşısında, kaostan beslenen, maneviyata eğilimli, spiritüel Akrep’i bulursunuz.
Yüzeysel olarak konulara ilgi duyan, ama derinlemesine inmeyen İkizler’in karşısında, derin ve felsefi Yay vardır.
Duygusallığı, evi ve yuvayı temsil eden Yengeç, karşısında kariyer odaklı, mesafeli Oğlak’ı bulur.
Egoyu temsil eden, kendi krallığı olan Aslan’ın tam karşısında, krallıkları yok etmek isteyen, kollektif Kova vardır.
Analizci, detaycı ve mantıkla hareket eden Başak ise, karşısında hayalci, duygusal Balık’ı bulur.
Burcunuzun ve karşıt burcunuzun özelliğini araştırdıkça, ‘denge’yi bulmaya yönelik pek çok şey keşfedeceğinize eminim. Çevrenizdeki insanların ve kendinizin otomatik reaksiyonlarının nedenlerinden tutun da, orta yolu bulmak için de pek çok ipucu yakalayabilirsiniz.
Sevgiler,
Işıl
-
Zorlamak ne kadar iyidir?

Geçen haftadan beri, transit haritalarda bu haftanın gezegen etkileşimlerini inceliyorum; çünkü gerçekten yoğun bir döneme girdik. Adeta tematik bir süreç bu; geçmişte yapılanlar ile ‘şimdi’nin bize iteklediği alanlar arasında bir gel-git yaşıyoruz.
Danışanlarımla yaptığımız doğum harita analizlerinin -özellikle son 10 gündür- neredeyse hemen hemen hepsinde gözüme çarpan, ama üzerinde ayrıntılı olarak düşünmeye fırsat bulamadığım bir nokta vardı.
Son olarak, çok sevdiğim bir arkadaşımla 2-3 gün önce yaptığımız bir telefon konuşması, hepsini bir temele oturttu.
Zorlamak ne kadar iyidir?!!
Zorlamaktan kastım, illa insanları bir şeye zorlamak değil. Şartları zorlamak, kendimizi zorlamak- daha doğrusu; “Olmayanı oldurtmaya çalışmak”. ..Mücadeleden bahsetmiyorum. Mücadele, kendimize borçlu olduğumuz, amaca yönelik çalışmaktır bana kalırsa. Peki mücadele ile zorlamayı nerede ayırabiliriz? Getirisinin, götürüsünden az olduğu zamanlar…Mücadelenin kısır döngüye girip, statikleştiği durumlar…Ancak siz kendinizden fazlasıyla ödün verdiğinizde; özellikle başkaları arasında oluşabilen -geçici-bir harmoni. İletişim ve anlaşılma ihtiyacı, ve bunun manipülasyona kaçtığı zamanlar.
Genelikle ahenkli durumlar, “Olacağı olan” şeyler, doğal olarak kolay akarlar. İki arkadaşınızı düşünün. Yıllar önce küsmüşler mesela. Siz de onları barıştırmak için yoğun bir kampanya süreci yaşadınız ve barıştılar. Burada, ‘Barışma’ anı, size kısa bir süre için zafer duygusu yaşatacak olsa da; emin olun o ilişki yine bozulacak; ve suçlusu değilse bile zararlı çıkan siz çıkacaksınız.
Ya da bir kişiyle yaşamak istediğiniz ilişki için türlü türlü ödünler verdiniz. Başarma anı, damağınızda hep buruk bir tat bırakır; çünkü onun size kendiliğinden gelmediğini içten içe bilirsiniz. Zaten büyük olasılıkla, hayal ettiğiniz şekilde de yürümez.
Dahası, kendimizi ve şartları gereğinden fazla zorladığınızda sizin için daha hayırlı, daha kolay gelişebilecek bir başka şeyi geri çevirmiş oluyorsunuz. Doğasına aykırı olarak zorladığınız hiç bir durum, olay, ilişkiden hayır gelmez; çünkü sonunda varacağı noktaya engel koymuştunuz.
Eğer bu durum sizden başkalarının hayatını bir süre için kolaylaştırıyorsa, o insanlar size teşekkür de etmeyecekler. Kendinizden verdiğiniz ödün, inanın kimse için kıymetli değil. Bir yerden sonra göreviniz ve doğal karşılanan bu ödünleri vermeyi bıraktığınız anda sorgulanacaksınız. Durduğunuz için size burun kıvıracaklar ve hatta daha da ileri gidersek onlar için değeriniz de epey bir azalacak.
İnsanların hayata, aşka, işe, isteklerine baktıkları pencereyi değiştiremezsiniz. Bu size uyuyorsa ne mutlu. Ama ne zaman ki siz bu pencereden sığmak için şekil değiştirip, kendinizi tanınmaz halde buluncaya kadar zorluyorsanız, o zaman durun. Ve düşünün.
Hoşçakalın.
-
Chiron ve Retro

Astroloji’ye ilgi arttıkça, Chiron giderek daha çok ilgi çekmeye başladı. Sadece sosyal medyada gezinirken bile, Chiron’la ilgili uyarıcı ve bazen de fazla dramatize edilen paylaşımlar görmeniz olası. O nedenle, daha fazla bilgiye ulaşmak isteyenler için Chiron hakkında ufak bir yazı yazdım.
Yunan Mitolojisinde, Chiron, Zeus’un oğullarından biri olarak geçiyor. Yüzü ve göğsü insan, göğsünden aşağısı at olan bir ‘Centaur’. Tıbbı keşfettiğine inanılan, kendinden başka herkesi iyileştirebilen, sadece tıp değil, sanat ve spor ile ilişkilendirilen bir varlık. Yine Yunan Mitolojisiyle paralel olarak, Ihlamur ağaçlarıyla da özdeşleştirilmiştir.
Astroloji açısından ise, bir gezegen ya da astereoid sanılsa da , Chiron aslında bir kuyruklu yıldızdır. Doğum haritasında bulunduğu konum, bize genellikle yaşanmış acıların izlerini gösterse de; yaptığı açılar ile harita sahibi için asıl anlamı anlaşılabilir.
Konum itibariyle, Saturn ve Uranus arasında yer aldığından kendi başına bile bize mücadeleyi anlatır: Toplum kuralları ve geleneksel Saturn ile, orjinal, özgür Uranüs arasındadır. Saturn baskıyı, Uranus kaçmayı; Saturn eskiyi Uranüs ise yeniyi ifade eder.
Özellikle doğum haritasında Chiron Retro konumdaysa yukarıda bahsettiğimiz ikilem kendini daha çok belli eder; ve çatışmaya dönüşür.
Chiron’un karaktersel bir başka özelliği ise, doğum haritasındaki konuma ve açılarına göre; hep “Başkalarına verdiği öğütten kendisi yararlanmayan” bir alanı gösterir. Yükselen çizgisine yakınlığı, bedensel engelleri; hatta doğum lekelerini işaret edebilir. Saturn ve Uranus’e yaptığı açılar, bir olayın olup olmayacağını ya da kayıpları gösterebilir.
Retro konusu ise, Chiron’u düşündüğümüz zaman 19 Temmuz’da başlayıp 5 ay kadar sürecek. Geri harekete başlamadan önce ‘Durağan’ pozisyon dediğimiz, Retro’ların başlangıç ve bitiş tarihleri astrologlar tarafından her zaman daha riskli kabul edilir. O nedenle 19 Temmuz ve 23 Aralık tarihlerine bu nedenle dikkat edeceğiz. Chiron, Koç burcunda retrosuna; yani geri hareketine başlayıp, Balık burcuna doğru yol alıyor olacak. Bunun anlamı ise, daha çok hissedeceğimiz yalnız kalma korkusu ve bu korku yüzünden göze aldığımız kararlara vurgu yapacak. Geçmiş dönemde yaptığımız bu türlü davranışların sonuçlarıyla bir kez daha yüz yüze gelmemiz olası. İhtiyaç odaklı yaşamın getirisinden çok, götürüsü gözümüze çarpacak. Fakat Koç burcu zekası ve enerjisiyle bunların üstesinden gelebilir. Kendimize doğru soruları sorup, dürüst cevaplar verirsek eğer; Chiron’un Koç burcundaki Retro’sundan pek çok ders çıkarmamız mümkün.
Sevgiler,
Işıl Konakcı
-
SMA ve Yasmin Elif’in kampanyası hakkında

Videolar çektim, gelen mesajlara özel olarak cevap vermeye çalıştım. Sonra dedim ki kendi kendime; “Her seferinde aynı şeyleri söylemektense, en azından buyrun okuyun.” diyebileceğim bir referans olsun.
Çocuklar konusundaki hassasiyetimi beni tanıyanlar zaten iyi bilirler. Bu dünyada sevgiye en değer bulduğum iki varlık; biri çocuklar diğeri de hayvanlardır. Ülkemize özel olarak, bu iki sevgili canlıya yapılan zulümler yetmezmiş gibi, bir de her ana haber kuşağında karşılaştığımız SMA hastalığı gündeme yerleşti.
Çoğumuz gibi, bu zamana kadar birden fazla kez karşıma çıkan SMA kampanyalarına, elimden geldiğince bağış yaptım – ama bu hastalığın tedavisinin bu kadar pahalı oluşu, hasta çocukların fazlalılığı nedeniyle bu bağışların yetersiz kaldığını da biliyordum.
4-5 yıldır Astroloji alanında bulabildiğim bütün kaynakları, sayfalar doldura doldura çalışmış biri olarak, Astrolog Nilay Dinç’i son 2 yıldır yakından takip ediyordum. Başlattığı eğitimlere hep katılmak istediysem de, bu yılın başından önce fırsat bulamamıştım. Onca kitap okumama rağmen, onun öğrettikleri, ‘Doğum Haritası Analiz Etme’ olayına, benim için yeni bir boyut getirdi. Derslerde de, Yasmin Elif’ten sık sık bahsediyordu. Böylece Yasmin Elif, benim görüş alanıma bu şekilde girmiş oldu.
Katıldığı canlı yayınlara katılarak, Yasmin Elif’in kampanyasının gidişatı ve bebişin sağlığı hakkında daha geniş bilgiye sahip oluyordum.
Aslında hobi olarak başladığım Astroloji, harita çözdükçe daha çok harita çözme isteğini de beraberinde getirdi. Bunun için Instagram’da “isilonastro” sayfasını kurdum. Böylece bu işe başlamaya karar verdim. Ama hayatıma astroloji ile birlikte, Yasmin Elif’te girmişti ve ben de onun için birşeyler yapmak istedim.
Sonuç olarak, bu işi profesyonelce yapacaksam, Yasmin Elif ilaçlarına kavuşana dek onun için yapacağım. Bir anne olarak, çocuğunun derdine derman olamamanın ne kadar kavurucu bir şey olduğunu bilmek hiç birimize nasip olmasın ama, bunu günü gününe yaşayan anneler çok fazla. Onlar, ve acı çeken bu minicik bebekler için yapabileceğim bir şey varsa, onu mutlulukla yapacağım.
Son olarak söylemek istediğim bir şey var. Bu süreç içinde, bana “Parayı cebine atmadığını nerden bileyim?” diyenden tutun, sahte dekont gönderen insanlar bile karşıma çıktı. Buradaki motivasyonu gerçekten anlamadığımı söylemek isterim. Onlar adına utanç duyuyorum.
Elbette ve elbette, Valilik izinli olarak Yasmin Elif’e ait bir kampanya var. Direk olarak SMS ve Havale/EFT yaparak bağışta bulunabilirsiniz. Bunun için, ana sayfanın altındaki Yasmin Elif’in resmine tıklarsanız, Instagram’daki sayfasına yönlendirileceksiniz. Zaten sayfasında bütün bilgiler mevcut.
Sevgiyle ve Sağlıkla Kalın.
Işıl Tezol Konakcı
-
Doğum Haritası Analizinden Neler Öğrenebiliriz?

Harita analizi çok ilginç bir deneyimdir. Uzun süredir unuttuğunuz, belki üzerine düşünmediğiniz yeteneklerinizi size hatırlatır. Fazlasıyla uyarıcı niteliktedir; hiç aklınızda olmayan bir muayeneyle hayatınızı kurtarabilir, ya da iyi olup olmayacağından emin olmadığınız adımları atıp atmamanız gerektiğini bize gösterir. Gelecekte bizi bekleyen olaylar, sürprizler konusunda önceden bize umut verir. Unutmayın ki, bu bir ihtimal hesaplamasıdır; ve insan iradesi her şeyi değiştirebilir. O nedenle siz siz olun, ve haritanızı analiz ettirdiğinizde, size söylenenlerin yorumlama olduğunu ve iradenizin sizde olduğunu unutmayın♥️ Aksini söyleyenlere de prim vermeyin. Doğum haritanızda incelediğimiz noktalar:
- Varsa gezegenlerinizle kavuşum yapan sabit yıldız ve asteroidlerde analize dahil edilir.
- Kadersel yolculuğunuz, evlenme, çocuk sahibi olma, kariyer konularının incelenmesi,
- Yatkın olduğunuz hastalıklar,
- Eş, aile ve eş ailesiyle ilişkileriniz,
- Yetenekleriniz ve şanslı olduğunuz alanlar,
- Dünyaya geliş ödevinizin doğası ve bunu gerçekleştirebilmek için bırakmanız / yapmanız gereken durumlar,
- Element dengeniz,
- Haritadaki problematik alanların şifalandırılması için öneriler,
- Şanslı gününüz,
- Doğduğunuz andaki ay fazının incelenmesi ve karekter / hayatınız için önemi
- Güneş, yükselen ve Ay burcunuz.
-
Kara Ay Yengeç’te: Yangında son kurtardığınız kişi kendiniz misiniz?

Başlıkta da yazdığım gibi Kara Ay- yani Black Lilith Yengeç burcuna yerleşti. Aynı zamanda da, Neptün hem Balık burcunda, hem de retrosuna başladı. Bu da demek oluyor ki, kendimizi feda etmeye aşırı derecede eğilimli olduğumuz bir süreçteyiz. Bunlara ek olarak, Kara Ay’da Güneş ile kavuşumda; her zamankinden öz güvenli ve kendini güçlü hissediyor.
Yangın Alarmlarını duyuyor musunuz? 🙂
Güneş, Batı Astrolojisinde babalar ve ataları temsil eder. Çocukken, babalarımız adeta bir lens gibidir ve hayata onların penceresinden bakmayı öğreniriz. Onların tepkisine göre tepkilerimizi geliştirir, onların verdikleri reaksiyona göre, ‘durumun gerektirdiği reaksiyon’u saptarız. Ancak büyüyünce, onların lenslerinin ne kadar doğru ya da ne kadar yanlış olduğunu anlayabilecek yetkinlikte oluyoruz.
Kara Ay’ın bu pozisyonu, tam da şu anda özelliklere kadınlara karşı duruşumuzu sorgulatıyor bize. Bizimle bir şekilde iletişimde olan; hatta akrabamız, veya kopamayacak ilişkilerde olduğumuz kadınlarda neyi yargıladığımız, onlarla hangi konularda rekabet ettiğimiz konusunu biraz düşünmemiz lazım.
Aynı zamanda biz de yukarda saydığım durumların kurbanı olarak kendimizi bulabiliriz. Birisi bize bir dirsek atıp önümüze geçmeye çalıştığında, düzenli olarak enerjimizi emdiğinde, bizi yetersiz hissettiriyorsa, şu aralar yatkın olduğumuz gibi kendimizi yakmadan önce durup düşünelim.
Kadınlarda hemcins düşmanlığı, erkeklerden biraz farklı. Bir kadın tarafından iğnelendiğimizde, genellikle bir cümleden, sayfalar dolusu mana çıkarabilen biz kadınlar, bir erkeğin kendisinin ‘iğnelendiğini’ hissetmesi için çoğu zaman çuvaldız veya raptiye gerektiğini çok iyi biliriz. Karşımızdakinin nelerden alındığını, neye tahammül edemediğini, ne yaparsak onların ‘oltadaki yemi’ yutacağını; özellikle aile bireyleri birbirlerinde çok iyi bilirler. İşin acı tarafı ne biliyor musunuz? Hükmetmek, etkisi altına almak, sindirmek öyle bariz hissedilen bir şey değildir ! Başarıldığı zaman erişilen doyum, hayal edildiği kadar büyük olmaz. O nedenle sürekli uygulanır, şekil değiştirir, tavır değiştirir ama devam eder.
Her birimizin haritasında, bize ‘Yap / Yapmayı bırak’, ‘Git / Kal’ pusulalarını gösteren Ay düğümlerimiz, ve bir kısmımızda, ‘Tanrının Parmağı’ gibi açılar mevcuttur. Bu da demek oluyor ki, her ne kadar dönüşmek için aktive etmemiz özellikler veya yapmamız gereken eylemler olsa da, aslında sadece ‘Bırakarak’ ta çok şey başarabiliriz.
Bu dünyada olmamızın bir nedeni var, değil mi? Burada yapmamız gereken, başarmamız istenen ödevlerimiz; kendimizde değiştirmek istediğimiz şeyler var. Bunların hiçbirine, kendinizi görmezden gelerek, ‘dayanarak’, öz benliğimizi ve değerimizi reddederek ve bu uğurda ‘dişini sıkarak’ ulaşamayız. Nasıl ki, çocuğumuzu ya da değer verdiğimiz biri incitildiğinde kendimizi ortaya koyuyorsak bunu kendimiz için de yapmamız gerekir.
Çünkü sizin tolere ettiğiniz kişiler hiç bir zaman buna müteşekkir değil, bunun farkında mısınız? Onlara sorsanız, onlar sizi tolere ediyorlar. Alttan almalarınız, görmezden gelmeleriniz, içiniz çöküş yaparken dışardaki tebessümünüz için kimse size madalya takmayacak. Kimse sizi, sizin kadar iyi savunamaz. Kimse, sizin değerinizi sizin kadar iyi bilemez. Sizin doğrunuz ve sizin hissettiklerinizi kimse sizin kadar hissedemez.
Çoğu zaman en kızdığımız özelliki bizde olan özelliktir! Ve çoğu zaman uğraştığınız en zor kişi ile yaşadığınız durum, sizin karmik ödevinizdir. Ve genellikle hiçbir sınavda en yüksek not, kendini feda edene veya görmezden gelene verilmez.
Kendimizi en sevdiğimiz kişi olarak görmek, bencillik değildir. O yüzden lütfen en sevdiğimiz kişi için neler yapabiliyorsak, kendimiz için de bunları yapalım.
-
“As above, so below”

” Yukarda ne varsa, aşağıdaki de odur.”
Astroloji, bir keramet gerektirmez. Yöntemi, metodu ve hesaplamaları vardır. Bu nedenle, özellikle Batı Astrolojisi dediğimiz Modern Astroloji daha objektif- bana göre daha güvenilirdir. Sağlamasının yapılması daha kolaydır- çünkü danışanınız sağlık sorunu ihtimalini duymayı, her zaman geçmiş yaşamda bir prenses olduğunu öğrenmeye yeğler. ( Ya da en azından ben böyle düşünüyorum.)
Aynı yerde, aynı anda doğan iki kişinin doğum haritaları aynı değildir. Bunun nedeni ise, gökyüzününün her an hareket halinde olmasıdır. İkizlerin dahi haritaları -aslında kendileri gibi- birbirinden oldukça farklıdır.
Kendi adıma, astroloji öğrenmeye başladığımda doğum haritamdaki gezegenlerin, yıldızların ve asteroidlerin sadece potansiyel, karakter, tepkiler ve gelecek öngörülerinden ibaret olmadığını görmek şaşırtıcıydı.
Hepimizin haritası, içinde bize verilmiş özel hediyeler, gelişimimiz için vermemiz gereken sınavlar, farkında olmadığımız yeteneklerimiz, yatkın olduğumuz hastalıklar, gitmemiz gereken yerler ve bırakmamız gerekenler hakkında çok ciddi pusula görevini de görür. Nesiller boyu taşıdığımız ve çözmediğimiz takdirde bir sonraki kuşağa aktaracağımız ödevler doğum haritasından görülebilir.
Bu sebeplerden ötürü, Astroloji, aldığım eğitim ve kendi yaptığım araştırmalarla birlikte, benim için asla ‘Şimdi her şeyi biliyorum’ dememin imkansız olduğu, ucu bucağı olmayan bir okul oldu.
Umarım, astrolojinin bir fal şekli olmadığı, analiz gerektiren bir olasılık hesabı olduğunu anlatabilmişimdir.
Instagram ‘da @isilonastro adresinden beni ekleyerek günlük paylaşımları görebilirsiniz.
Eğer siz de, doğum haritanızı analiz ettirmek isterseniz, aşağıdaki İletişim Formunu doldurarak, temasa geçebilirsiniz.
Sevgiyle kalın.
Işıl
