-
Karmetik Astroloji Nedir ?

“Karmetik Astroloji” ifadesi, tarafımdan ilk kez tanımlanmış, kavramsal çerçevesi oluşturulmuş ve resmî olarak marka olarak tanınmıştır.
Bu terim, karma, hermetik ve hellenistik geleneklerin birleşimiyle, astrolojik yorumlara hem teknik hem sezgisel hem de dönüşüm odaklı yeni bir zemin kazandırmak amacıyla ortaya çıkmıştır.
Amacım yeni bir etiket üretmek değil; uzun süredir dağınık biçimde kullanılan bu öğretileri tek ve bütüncül bir sistematik içinde anlamlandırmak ve yeni nesil astrologlara sağlam bir yol haritası sunmaktır. Sistematikler içerisinde belirli anlamları kabul edip, diğerlerinin reddi ve sebeplerinin bilinmeden ‘Çünkü öyle…” vb açıklanması, hem astrolojinin güvenilirliğini zedelemekte, ve yeni başlayanlar arasında kafa karışıklığına neden olmaktadır.
Özellikle son yıllarda, ülkemizde belli başlı ekollerin sektörleşmesinin, ve isimlerin tek elinde gibi algılanmasının da, ‘Karmetik Astroloji Sistemini’ni tanımlama ihtiyacı doğurduğunu şahsen düşünmekteyim.
Karmetik Astroloji, klasik “karma astrolojisi” anlayışının ötesine geçer. Burada amaç, geçmiş yaşamların ya da kadersel zincirlerin mutlak yorumunu yapmak değil; kişinin zamanla kurduğu bağı fark etmesini sağlamaktır. Çünkü karma, bir ceza değil; bir çağrı, bir yankı, bir fırsattır. Karmetik, bu yankıyı duymanın ve ona bilinçle yanıt vermenin adıdır.
Bu yaklaşım:
• Dogmadan arınmış, fakat en eski bilgeliğe kulak veren bir çizgiyi temsil eder.
• Vedik’ten Hellenistik’e, Hermetik’ten Jung’a kadar pek çok sistemi tanır ama hiçbirini kutsallaştırmaz. Çünkü gerçek pusula içerideki sestir.
• “Önceki hayatında neydin?” değil, “Bu yaşamda neyi tekrar ediyorsun?” diye sorar.
• Karmik döngüleri, göksel açıların matematiğinden çok, kişinin tekrar eden davranış kalıplarında okur.
• Zamanı düz bir çizgi değil, sarmal bir hafıza olarak görür.
1. Karma (संस्कार / Karman) — Hareketin Hafızası
Sanskrit kökenli bu sözcük, sadece “geçmiş yaşamdan gelen borçlar” anlamına gelmez. Karma; neden-sonuç zinciri, hareketin izi ve enerjisel hafıza demektir.
🔹 Karmetik bakış açısında, karma bir ceza veya ödül sistemi değil; farkındalık kazanma döngüsüdür.
🔹 Geçmiş eylemlerin bugüne olan etkisidir ama aynı zamanda özgür iradeyle dönüştürülebilecek bir potansiyeldir.
2. Hermetik (Hermes Trismegistus’un mirası) — Zihnin Anahtarı
Hermetik gelenek, “Yukarıda ne varsa, aşağıda da o vardır” ilkesiyle makrokozmosla mikrokozmosun birliğini anlatır.
🔹 Bilgi, ancak içsel bir uyanış yoluyla kazanılır.
🔹 Astrolojik yorum sadece dışsal sembollerden ibaret değildir; semboller içsel anlamla titreştiğinde hakikate kapı aralar.
Karmetik Astroloji Hermetik ilkelerle çalışır:
• Zihnin doğası değişirse, kader de değişir.
• Zaman, sadece kronolojik değil; içsel dönüşümün sahnesidir.
3. Hellenistik — Göğün Geometrisi
M.Ö. 2. yüzyılda İskenderiye’de sistemleşen Hellenistik astroloji, evrensel düzenin göksel matematikle izlenebileceğine inanır.
🔹 Zarif, teknik ama sezgiye yer bırakan bir dildir.
🔹 Antik gezegen tanımları, “daimî gezginler”in anlamlarına bir yapı kazandırır.
Karmetik, Hellenistik astrolojinin geometrik disiplinini, Hermetik sezgiyle ve Karmik döngü anlayışıyla bütünleştirir.
Karmetik: Üç Zamanın Kesişimi
“Karmetik” kavramı,
• Geçmişin izi (karma),
• Şu anki farkındalık (hermetik),
• Zamansız bilgelik ve yapı (hellenistik)
üçlüsünü bir potada eriterek yepyeni bir astrolojik dil oluşturur.
Bu terim:
🜁 Karma’nın hafızasını,
🜂 Hermetik’in anahtarlarını,
🜃 Hellenistik’in yapısını,
🜄 Ve Prehistoryen’in kolektif bilinç köklerini taşır.
Karmetik Astroloji, “kader” kavramını sorgular.
Çünkü bu sistemde kişi bir kurban değildir. Tam tersine, yaşamına tanıklık eden, seçim yapan ve yön değiştirme gücüne sahip bir özne olarak görülür.
Bu yüzden:
• Gölge çalışması önemlidir.
• Tekamül, ödül-ceza sisteminden çok farkındalıkla ilgilidir.
• “Günlük burç yorumu”ndan çok daha fazlasıdır; hafızanın arkeolojisidir.
• Zamanı yalnızca geçmekte olan bir süreç değil, bilinçle işlenen bir zemin olarak okur.
Karmetik, kelime olarak “karma” ve “estetik” sözcüklerinin bir sentezi gibidir.
Hem kaderin izi, hem bu izin içindeki güzelliği ve dönüşüm potansiyelini taşır.
Ve kendim bir “Prehistoryen” olarak; insanlığın ortak bilinçaltına, mitlere, kadim kodlara uzandığını anlatabilmek ise en büyük amacımdır.
Çünkü çoğu zaman çözüm, ileri gitmekte değil; öncesini hatırlamakta gizlidir.
-
“Ne zaman mutlu olacağız?”

Çoğu zaman danışanlarım ve takipçilerimden çokça duyduğum (genellikle negatif ögeler barındıran postlar ya da yorumlar paylaştığımda) bir kaç cümleden bahsedeceğim bugün:
“Ne zaman….burcunun yüzü gülecek?”, “Ne zaman biz mutlu olacağız?”, “Ne zaman her şey yoluna girecek?”, “Neden hep kötü şeyler oluyor?”, gibi gibi…
Gayet insani ve yaşanılanlar göz önüne alındığında haklı olabilecek cümleler bunlar. Etrafımızda ve dünyada olan olayların, gün gittikçe içimizi rahatlatmaktan çok kararttığı bir dönemdeyiz. Kişisel hayatlarımızda da her şey güllük gülistanlık olmayabilir; çözmeyi rafa kaldırdığımız ve kendini sık sık hatırlatan sorunlar, sağlık problemleri, endişeler, finansal kısıtlanmalar gibi hayatı zorlayan konular hepimiz için var.
Olaylara sadece ‘Dharma’; yani yaşadığımız bu (Beşer) alan penceresinden baktığımızda, herşey anlamsız ve çözülmesi beklenen sorunlar ve ulaşılmak istenen mutluluklar ile ilgiliymiş gibi. Gözümüzün önünde yitip giden arkadaşlarımız, yakınlarımız var- ve onların tamamlanmış olan hayat yolculuklarını kafamızda evirip çevirdiğimizde, yakalayamadıkları mutluluklar, yaşadıkları zorluklar aklımıza geliyor ve hayat dediğimiz şeyin ne kadar anlamsız ya da acımasız olduğunu iliklerimize kadar hissedebiliyoruz.
Karma açısından baktığımızda acıymış gibi gelen bir gerçek ile karşı karşıya kalıyoruz: “Biz buraya (dünyaya) mutlu olmak için gelmedik.” İmkanları kısıtlı ve her geçen gün tükenen bu gezegen, yapı ve insan yaşamı açısından bizim mutlu olmamız için tasarlananan bir gezegen değil ve buradaki insanlar da bizi mutlu etmek için var değiller. Dünya gezegeni, karmik bir cezaevi sistemi gibi çalışır. Alcatraz’a düşerseniz; hayatın güllük gülistan geçeceğini, tanışacağınız insanların bir sevgi yumağı olmasını beklemezsiniz. İyi halden, yapılan yanlışın cezasının çekilmesinin ardından veya sisteme bir katkı sağladığınızda cezanız hafifler, bazen sona erer, mahkeme sizi serbest bırakabilir ve rehabilite olmuş bir birey olarak tekrardan topluma kazandırılırsınız. Sistemin çalışma şekli budur ama sistem sadist değildir. Amaç, ceza çektirmekte değildir aslında; sizin aynı hataları bir daha yapmamanız, sisteme faydalı olmanız ve burada öğrendiklerinizi içselleştirerek, frekansınızı yükseltmek ve sonunda denetimli serbestlikten kurtulmanızdır.
Ego, insanın yaşamını sürdürebilmesi için gereklidir. Kendimizi korumamız ve beslemememiz bu hayatta lazım olan temel içgüdüdür ama sistem denge ister. Her zaman haklı olmak, her zaman kazanmak, her zaman kendini göstermek, her zaman egomuzu besleyecek şeylere sahip olmak; hatta bazen sadece egomuzu göstererek başkalarını yok etmek, yukarıda anlattığım döngünün içinden çıkamamak için birebir tarif gibidir. Buna mukabil, egonun tamamen yokedilmesi; kendimizi unutmak, başkaları için yaşamak, kendimizi korumamakta benzer işlevi görür- kendi kul hakkını yemek olarak düşünün bunu; ve sistem bu kez kendinizi koruma güdünüzün canlanması için daha ağır senaryolar üretir. Görebileceğiniz gibi, denge şarttır.
Düzen= Denge + Döngü
Astrolojik kehanetlerin tutması, döngüyü saptamak ve bilmek ile doğrudan alakalıdır, mesela. Ne olmuş olduğunu bilmezseniz, ne olacağını da bilemezsiniz. Ki, bu mikrodan makroya; her bir bireyden, dünyanın geneline yayılan bir kuraldır. Belirli zaman dilimleri içinde benzer olaylar hortlar. Astroloji de, bunların olacağı zaman dilimini yakalayabilmek ile ilgilidir.
Bu nedenle, yaşadığınız her konuyu birbirinden bağımsız düşünürsek, o zaman sorarız:
“Neden hep kötü şeyler oluyor?”, “Neden hep bu benim başıma geliyor?”Ne zaman….burcunun yüzü gülecek?”, “Ne zaman biz mutlu olacağız?”, “Ne zaman her şey yoluna girecek?”,
Cevap: “Yaşadığımız zorluklarda kendimizi sorgulayabildiğimiz zaman.” Hep aynı problem tekrarlıyorsa, “Neyi öğrenmemekte / yapmamakta ısrar ediyorum?” diye düşünebilirsiniz. Aynı problemlere verilen benzer tepkiler, aynı sonucu doğurur. Direksiyonu kırmadan park etmeye çalışan bir araba düşünün- sadece ileri- geri aynı yeri gider ama park edemez.
Bakın, doğum haritalarınız 108’lik açılarınızın oluşmasına göre dizayn edilmiştir, biliyor musunuz? 108’lik açı, koruma ve tamamlanma açısıdır; bir nevi karnede bir dersten”Pekiyi” almak ve o dersi geçmekle alakalıdır. Bir sonra ki yaşamda, bu 120’liğe döner: Yani geçtiğiniz ders ile ilgili sınav sorusu bir daha çıkmaz, o ders konusuyla ilgili her şey siz hiç çaba harcamadan kucağınıza düşer.
Bu nedendir ki; aklınıza sakın “Boşuna mı yaşıyoruz?” sorusu gelmesin. Burası bir okul ve hiç bir zaman okula boşuna gidilmez. Arkadaşlar, aile, öğrendiklerimiz, hayattan kendimize kazandırdıklarımız ve öğrendiklerimizle birlikte çok değerli bir tecrübedir. Hepimiz olmasak bile çoğumuz; okul yıllarımızı özlemle hatırlarız. Öğretmenlere ve sınavlara (Saturn) rağmen, hem de. İçgüdüsel ve alışkanlıklarımızdan ibaret (Güney Ay düğümü) bir şekilde okula ayak basarız ve okul sistemi de bizi bilgili, eğitimli ve olmamız gereken kişiye (Kuzey Ay düğümü) hazırlamak için çeşit çeşit tecrübeler yaşatır.
İçimizi karartan dönemlerde, bunları hatırlarsak belki bir nebzede olsa olayları anlamlandırabiliriz ve belki; bunlara yüklediğimiz anlamlar da biraz olsun değişebilir.
-
Yükselen Burcunuzu bulun

Güneş burcunuz ile doğum saatinizin kesiştiği burç; yükseleninizdir. Profesyonel uygulamalarda doğum saati girildiği zaman, yükseleni 0 derece çıkacak olanlar, doğum yılı, vb faktörlerle bir burç fark görebilirler.Durum bu şekildeyse; her zaman uygulamaların çıkardığı burcu yükseleniniz almalısınız.

-
Draconic (Drakonik) Astroloji Harita Analizi Nedir?

Draconic Astroloji, Astrolojinin en kadim yöntemlerinden biridir. Belki de en derinidir diye düşünmek yanlış olmaz. Karma Astroloji ile olan temel farkı (ve aslında bilinenin aksine); Karma Astrolojisi geçmiş yaşamları, bu yaşamlar doğrultusunda bugünün nasıl şekilllendiğini, bu yaşamlardan aktarılmış sınavlar ve ödülleri, geçmiş kimlikleri inceler.
Draconic Astroloji ise, bu dünyadaki yaşamlarla ilgilenmez. RUH’un aslında kim olduğu ile ilgilenir. Her ruhun rütbesi ve menzili vardır- günün sonunda bu ikisi kadar yol alabiliriz. Ruh’un bedenlenmeden önce kim – nereye ait olduğu, kendi tekamülü başarmak istedikleri, başardıkları ya da başaramadıklarıyla ilgilidir.
Drakar yöntemiyle yapılan öngörüler, tek bir yılı kapsamaz; ancak normal yaptığımız yıllık öngörü gibi de ay ay gitmez. ‘İlahi’ anlamda desteklerin, zorlukların ne zaman beklenebileceği hakkında bilgiler verir. Sınavların ve ödüllerin zamanını söyler.
Bu yöntemi bilen (gerçekten bilen) astrologların sayısı dünyada da azdır. Draconic yöntemler, ‘güç’ olarak algılandığı ve olayların seyrini değiştirebildiği için Orta Çağ’dan itibaren yok edilmeye çalışılmış, elde kalan bilgiler de günümüze zar zor ulaşabilmiştir. Eğitimi ve anlaması zordur, hatta danışmanlığını alması bile zordur; çünkü pozitif noktaları sindirebilmek bile, çok derin bir yapının idrakını gerektirir.
Drakonik harita analizinin yapılabilmesi için de, doğum saatinin doğru olarak, dakikasıyla bilinmesi gerekmektedir.
-
Astroloji ve Depremler

Çok hassas, çok tartışılan bir konu bu: “Astroloji deprem tahmini yapabilir mi?” Astroloji öğrenirken eğer derinlemesine inerseniz, ve özellikle geçmiş olayların haritasını incelerseniz; ister istemez bazı çıkarımlar yapıyorsunuz ve zaman zaman ben de deprem öngörüsü yaparken buluyorum kendimi. Fakat pek çoğunu kendime saklamayı tercih ediyorum. Bazen tutuyor, bazen tutmuyor ve insanları terdirgin etme hakkını kendimde bulmuyorum.
Bir çok astrologun, ‘Yerde ne varsa gökte de o vardır.’ dediğini duymuşsunuzdur. Bu söz, hiçte yeni bir söz değil. Bakacak olursanız, 8 veya 9.yüzyılda, Hermes Trismegistus tabletlerinde ele geçen bir dokümanda karşımıza çıkar. Ve tam da bu konuyla alakalıdır: Yeryüzünde olan ne varsa gökyüzünde de o vardır.
Yeryüzünü kesen fay hatları, depremleri meydana getirir. İşte yukardaki görüşe göre de; yerdeki bu fay hatları gökyüzünde bazı gezegen pozisyonlanmaları, açıları ve özellikle Ay & Güneş tutulmaları, Ay’ın fazları da belli bir noktaya geldiğinde bu fayları gökyüzünde oluşturur…Ve depremi (tsunamileri, ekstrem hava şartlarını) tetikler.
Bizans İmparatoru’nun Astrologu, bugün kü İstanbul’da, 18 Mayıs 1296 tarihinde gerçekleşecek olan Ay tutulmasından dolayı endişeli olduğunu bildirmiş, ve 1 Haziran 1296 tarihinde, (‘Constantinopole’); Istanbul büyük bir depremden fazlasıyla zarar görmüştür. (Hatta bu deprem, yürütülmekte olan Haçlı Seferi sırasında olmuş, ve tanrının onaylamadığına yorulmuştur.)
Aristotle 1560 yılında öğrencilerine depremler ve tutulmalarla ilgili öğreti yapmıştır. (Pamphlets of Eartquakes in 1560).
21. yüzyılda, elimizdeki programlarla tarihler arasında yolculuk yaparak ilgimizi çeken aşağı yukarı bütün olayların haritasını görebilmekteyiz. Buna rağmen, eğer bu yazıda “Astroloji kesin olarak depremi ön görebilir mi, demek istiyorsun?” diye soruyorsanız; benim cevabım, “Belki bir gün…” olur. Ama henüz değil.
Biraz bahsettiğim eski zamanlardan beri, Astroloji-Deprem ilişkisi çok uzun bir süre boyunca Tutulmalar ile ilişkilendiriliyordu. Daha sonra buna Saturn’de katıldı: 1. yüzyılın ilk yarısında, tabletlerde Saturn’den ‘şeytani’ olarak bahsedilirken, ‘Tanrısal bir ceza/yıkım’ olarak algılanan depremlerle ilişkisi kuruldu. Özellikle Saturn’un, malefik gezegenlerle ve Ay düğümleriyle yaptığı açılar, kavuşumlar da deprem öngörülerinde yer almaya başladı. Ki, bugün de böyle bir konfigürasyon gördüğümüzde, deprem aklımıza gelenlerden biri olmuyor değil. Uranus gezegeninin aldığı olumsuz açılar, malefiklerle kavuşumları büyük bir enerjiyi serbest bırakacağına yorulurken; gezegenlerin haritanın belli bir yarım küresinde ve özellikle bir burçta yığılması, Ay düğümlerinin ışıklarla yaptığı açılar, Astrokartografik haritalarla yorumlandığı zaman deprem konusunda astrologların bazı tahminler yapmasını sağlıyor. Depremlerin yeri konusunda, bu Astrokartografik haritalarda bir fikir edinilse bile kesin bir şey söylemek elbette imkansız. Ekliptik noktalar, gezegenler veya Ay / tutulmaların iz düşümünü takip edebilsek bile, ‘Şurada şu günler arasında deprem olacak.’ gibi bir yorum yapılamaz…Bununla beraber, kadınların adet döngüsünden, yeryüzündeki suları (gel-git etkisi, vb) etkileyebilen Ay’ın ve diğer gezegen konfigürasyonlarının da bu tür konularla tamamen alakasız olduğunu da düşünmüyorum.
Bununla beraber bazı sabit yıldızların, Uranüs ve malefiklerle olumsuz açı yapan Ay ile kavuşumları da, kadim zamanlardan beri depremler ve felaketlerle ilişkilendirilmiştir.
Astroloji açısından ilginç bir başka çalışma; M7’den fazla şiddetli depremlerin haritasındaki yerleşim ve açılarıyla, seri katillerin incelenmiş doğum haritaları arasında göze çarpacak kadar benzerlik bulunması. Özellikle Juno’nun konfigürasyonu bu iki tür haritalarda çok benzer. ‘Kitlesel Ölüm’lerle bağlantısı açısından, bu araştırma hala devam ediyor.
Diğer bir çalışma, gezegenlerin oluşturduğu ‘riskli’ açı kalıplarının, birbirinden ayrılırken değil; açı kalıbını oluşturdukları sırada (applying) depremlerin olduğu konusunda.
Baktığınız zaman, Jeofizik alanında kıymetli hocalar ve onların yetiştirdiği öğrenciler; bu işin bilimsel olarak olarak duayenleri; ve astrolojiyi de deprem ön görü aracı olarakta görmek zorunda elbet değiller. Yine de ben, bir gün buradaki ilişkinin bir düzeyde kurulabileceğini düşünüyorum. Belki yıllar sonra, ama bir gün.
Zaten bu gibi durumlardan son anda kaçınmaya çalışmak hiç bir işe yaramıyor maalesef. Yaşadığımız alan güvende değilse istediğiniz tahmini okuyun, hiç bir işe yaramaz. O nedenle oturduğumuz yerlerin başımıza yıkılmayacağından emin olmalıyız. Ayrıca çocukları gönderdiğiniz okul binasının sağlamlığı hakkında bilgi istemek en doğal hakkınız; unutmayın.
Her ne kadar Astroloji, son zamanlarda fazla öne çıkıp, pek çok konuda deformasyona uğramaya açık bir dal da olsa; unutmayın. Milattan Önce dediğimiz yıllarda bile Astroloji vardı, ve şimdi bildiğimiz kuralların pek çoğu biliniyordu. Hatta Sevgili Antakya’mız da, Astroloji biliminin babalarından biri olan Vettus Valens’in doğum yeridir.
İçinize sinmiyorsa astrologlara inanmayın, ama Astrolojiye inanabilirsiniz. 🙂
-
Yıllık Abonelik

Kesin doğum saatiniz, tarihiniz ve yeriniz ulaştıktan sonra, bir defalık ‘Doğum Haritası Analizi’niz yapılır. Bu her zaman ki gibi görüntülü görüşme ve soru-cevap tarzında uygulanmaktadır. Görüşmeyi takip eden 12 ay boyunca; her ayın 1. günü e-mail adresinize aşağıdaki bilgileri içeren e-mailler tarafımdan yollanacaktır:
- O aya ait dikkat edilmesi gereken günler
- O ay karşılaşılabilecek durumlar / olaylar
- O ay için; Sağlık / Aşk & Evlilik / Kariyer / Finans / Estetik /Finans konularında şanslı günler
- O ay için geçerli Ay fazları, Retrolar, tutulmalar ile ilgili size ve haritanıza özel uyarılar, mesajlar
- Eğer ameliyat vb önemli gelişmeler varsa, e-mail yoluyla uygun günleri belirlemek için soru sorma hakkı.
Eğer sizde Abonelik servisinden faydalanmak isterseniz, iletişim formunu doldurarak temasa geçebilirsiniz.
-
Karmik Gösterge Analizi

Karma Astroloji; Astrolojinin daha farklı ve biraz daha spiritüele kayan bir dalıdır. Daha çok geçmiş yaşamlar, geçmiş yaşamlardan buraya getirdiğiniz ödevler, kaldığınız ve yeniden aldığınız dersler, ulaşmanız ve yapmanız gerekenler ile bilgi verirken; eğer varsa geçmiş yaşamdan bu yaşama taşınmış, eş, çocuk veya ebeveyn ilişkilerini de gösterir.
Haritanız, karma bakış açısıyla değerlendirildiğinde; genellikle hiç aklınıza takılmayan özelliklerinizi, diğer yaşamlardan getirdiğiniz hediyeleri öğrenerek ve aynı problemleri tekrar tekrar yaşamamak adına farkındalık kazanabilirsiniz.
Aynı zamanda, haritanın ‘sorunlu’ görülen noktalarını belirleme, şifalandırmaya çalışma gibi tavsiyeler de işinize yarayabilir.
Neden dünyaya geldiğimiz, kendimize ve bütüne nasıl fayda sağlayacağımız, eksik ya da fazla olan elementlerinizi öğrenerek, dengeye ulaşmak için yapabileceğiniz şifalandırmalar konusunda bilgi alabilirsiniz. Eğer merakınız varsa (hatta bazen farkında olunmayan) şifa-enerji dallarından hangisine yatkın olduğunuz gibi bilgiler de elde edilebilmektedir.
Bu analiz için de doğum saatininin dakikasıyla birlikte bilinmesine ihtiyaç vardır. Eğer daha fazla bilgi almak isterseniz, iletişim formunu doldurabilirsiniz.
-
İkamet Astrolojisi / Coğrafi Astroloji / Astokartografi

Astrokartografi, Astrolojinin özel bir dalıdır. Astrologların gözlerini yeryüzüne çevirerek inceledikleri tek tekniktir dersek yanlış olmaz. Kişinin gezegenler ve dünya ile ilişkisini inceleyerek; aşağıda yer alan noktaları aydınlatmamıza yarar. Tabii ki bu teknik kullanımı da; doğum haritası ile mümkündür:
- Kişinin gitmeyi düşündüğü ülke / şehir ile ilgili olarak; orada mutlu olup olmayacağı, karşılaşacağı problemler,
- Giderse daha mutlu olacağı ülkeler / şehirler
- Bazı bölgelere gittiğinizde kendinizi neden huzursuz veya mutlu hissettiğinizin nedeni
- Sizin için önemli olabilecek kişilerle tanışabileceğiniz şehirler / ülkeler
- Güzel bir tatil için öneriler
- Seçilen yerlerde hangi özelliklerinizin öne çıkacağı, vb.
‘Yaşadığın yeri değiştir, kaderin değişsin.’ sözünün, Astrolojide karşılık bulduğu doğrudur.
Astrokartografi / İkamet Danışmanlığı almak isterseniz, iletişim formunu doldurabilirsiniz.
-
Yıllık Öngörü nedir?

Doğum haritası iyi analiz edilmiş bir kişinin yıllık öngörülerinin çıkarılması için birden fazla teknik mevcuttur:
- Güneş Dönüşü haritalar
- İkincil İlerletme Yöntemiyle çıkarılmış haritalar
- Profeksiyonlar
- Transitler
- Gezegen Yayı kadar ilertilmiş haritalar
Danışan, elbette sadece Yıllık Öngörüsünü duymak istemekte; ve bu tekniklerin hangisiyle bakıldığını bilmemekte ve çoğu zaman ilgilenmemektedir. Bazı sayfalarda görürsünüz; ‘Solar Return harita hediye’ gibi ifadelerle, okuyucunun ilgisi çekilmeye çalışılmaktadır.
Sağlıklı öngörü yapabilmek; bütün bu tekniklerinin en az üçünün kullanıldığı bir sentezle mümkün olabilir. Öncelikle, doğum haritası iyi analiz edilmeli ve kişinin hayatı boyunca, harita tarafından vadedilenlerin, saydığım tekniklerle ne zaman ve ne etkilerle ortaya çıkılabileceği iyi çalışılmalıdır.
Şahsen ben, ilk kez sadece yıllık öngörü için danışmaya gelen kişilere; doğum haritası analizi olmadan danışmanlık vermek istemiyorum. Ancak 2. ve 3. kez gelen danışanlarım yıllık öngörülerini bütün bu teknikler kullanılarak çıkarılan yorumlarla elbette ki duyabiliyorlar. Bu nedenle, ilk kez gelen danışanlarım, ekstra bir ücret ödemeksizin; ‘Doğum Haritası Analizi ve Yıllık Öngörü’ için başvurmaktadırlar.
Yaptığım öngörülerde; haritanızın vadettiklerinin yanı sıra, kişisel olarak;
- Güneş / Ay Tutulmalarından,
- Merkür ve diğer gezegenlerin Retrolarından
nasıl etkileceğinizi öğrenirsiniz. Başka bir deyişle, danışmanlık aldığınız tarihteki aydan bir sonra ki yıl aynı aya kadar, gökyüzünde olup bitecek bütün olaylardan sadece size özel etkileri de duyuyor olacaksınız.
Eğer siz de ilgileniyorsanız, iletişim formunu doldurarak temasa geçebilirsiniz.
-
İlişkiler Astrolojisi (Synastry)

Her insan, eşsiz bir doğum haritasıyla dünyaya gelir. Kişi, ilk nefesini aldığında gezegen, yıldız ve asteroidlerin durumu ve bunların birbirleriyle olan ilişkisinin incelenmesi sonucunda, yaşanılan olayların kadersel nitelikleri ortaya çıkarılırken; gelecek hakkında öngörüler yapmakta mümkün olur.
İşte ilişi analizinde herhangi iki kişinin doğum saati bilindiği zaman birbirlerinin hayatı, benlikleri, gelecekleri ve kişilikleri üzerinde yaptıkları ve yapacakları etki incelenmektedir. Bazı ilişki haritalarında, kadersel / karmik eş göstergeleri yoğun olurken; bazı haritalarda ise zıt kutupların birbirini çektiği unutulmamalıdır.
Örneğin incelediğimiz bir ilişki analiziyse; kişilerin birbirinden bağımsız olarak nasıl bir partnerle uyumlu olabilecekleri ve ilişkide olduğu kişinin buna ne kadar uyup uymadığını; kişilerin varmak istedikleri noktaların partnerler tarafından paylaşılıp paylaşılmadığı, ailesel dengeler ve elbette olası sorunlar ve çözümleri hakkında bilgi edinilebilir.
Ya da bir ebeveyn-çocuk haritasıysa incelediğimiz; çocuğun gözünden ebeveynine olan algısı, aile yaşamında olumlu veya olumsuz bulduğu durumlar, çocuğun iletişim tarzı, ihtiyaçları ve ebeveynin bu tarza verdiği yanıtlar, ilişkinin doğası ve olası kırılma noktalarına yönelik yorumlar yapılabilir.
Anlayacağınız üzere; nasıl kişinin astrolojik açıdan incelenmesi ‘Ben Aslan burcuyum.’ bilgisinden kilometrelerce uzağa gidiyorsa; ilişki analizinde de, ‘Aslan ile Akrep uyumlu mu, uyumsuz mu?’ gibi yüzeysel yorumlardan çok daha öteye gider.
Doktor-hasta, öğretmen-öğrenci, danışan-danışman gibi iki kişinin etkileşimde bulunduğu her ilişki için analiz yapılabilir.
Gereken tek şey, her iki kişinin doğum saati, yeri ve tarihinin doğru olarak bilinmesidir.
Eğer sizde ilişki analizi yaptırmak isterseniz, iletişim formunu doldurarak temasa geçebilirsiniz.
-
Neden doğum saati çok önemli?

Danışmanlık vermeye başladığımdan beri en çok zorlandığım nokta, doğum saatinin önemini belirtmeye çalışmak. Örneğin; saat 10 ile 12 arası dediğiniz zaman (ya da herhangi bir ezandan sonra), sizin için yeterince ayrıntılı olan bu bilgi, bir astrolog için maalesef yetersiz kalıyor. Zor olan kısmı; bazen, ‘Dakikası bu kadar önemli mi?!’ isyanına, 45 dakikalık Astrolojiye Giriş dersi vermeden cevap verebilmek. ‘Tamam canım, siz saat 10 alın…’ dendiğinde kabus başlıyor; çünkü kişiye, öngörülerin tutmayacağını, kendisinin memnun olmayacağını anlatabilmek; daha doğrusu anlaşılabilmek gerçekten zor.
O nedenle, referans olarak gösterebileceğim bir yazı yazmak istedim. NEDEN DOĞUM SAATİ DAKİKASINA KADAR ÖNEMLİ?
Bence en önemli nokta şu: Doğru ve ayrıntılı bilgi olmadan, Yükselen Burcu kestirmek çok zor. Çünkü 4 dakika ile 2 saat arası bir süreçte, yükselen burç değişebiliyor ve haritanın anahtarı olan bu göstergede yanılırsanız; o zaman doğru bir analiz yapma şansı kalmıyor. Ağır gezegenler için fazla etkileyen bir şey olmasa da, haritadaki evlerin dağılımı, hızlı gezegenlerin ve Ay’ın hangi eve düştüğü, yükselen çizgisiyle yaptığı açıları el yordamıyla yorumlayamıyoruz. Doğru doğum haritası, siz doğduğunuz an gökyüzünün çekilmiş resmi gibidir. Doğum saati olmadan, o resmin odak noktasını anlayamayız.
Özellikle yükselen çizgisinin derecesi, sabit yıldızlarla yaptığı kavuşumlar bir kişinin parmak izi gibidir. Düşünün; İkiz kardeşlerin bile haritaları aynı değil.
Elbette doğum saatinizi bilmiyorsanız; bu hiç öğrenemeyeceksiniz demek değil. Öncelikle bir dedektif gibi çalışmanızı öneririm. Doğduğunuz hastane hala duruyorsa, arşiv bölümünden isteyebilirsiniz. Evdeki eski kutsal kitaplara yazılmış ve unutulmuş olabiliyor bazen. CİMER başvuruları da yapılıyor, duyduğum kadarıyla.
Eğer bu yöntemlerle bulamazsanız, astrologlar Rektifikasyon denilen işlemle de doğum saatinizi bulabilirler. Rektifikasyon için, sizden istenen bilgiler ve sağladığınız doğum saati aralığı içerisinde çalışılıp, doğum saatiniz bulunabilir. Bu sürecin arkasından istediğiniz analizi ve öngörüleri alabilirsiniz.
Astrolog
Işıl Tezol Konakcı
