Astroloji ve Depremler

Çok hassas, çok tartışılan bir konu bu: “Astroloji deprem tahmini yapabilir mi?” Astroloji öğrenirken eğer derinlemesine inerseniz, ve özellikle geçmiş olayların haritasını incelerseniz; ister istemez bazı çıkarımlar yapıyorsunuz ve zaman zaman ben de deprem öngörüsü yaparken buluyorum kendimi. Fakat pek çoğunu kendime saklamayı tercih ediyorum. Bazen tutuyor, bazen tutmuyor ve insanları terdirgin etme hakkını kendimde bulmuyorum.

Bir çok astrologun, ‘Yerde ne varsa gökte de o vardır.’ dediğini duymuşsunuzdur. Bu söz, hiçte yeni bir söz değil. Bakacak olursanız, 8 veya 9.yüzyılda, Hermes Trismegistus tabletlerinde ele geçen bir dokümanda karşımıza çıkar. Ve tam da bu konuyla alakalıdır: Yeryüzünde olan ne varsa gökyüzünde de o vardır.

Yeryüzünü kesen fay hatları, depremleri meydana getirir. İşte yukardaki görüşe göre de; yerdeki bu fay hatları gökyüzünde bazı gezegen pozisyonlanmaları, açıları ve özellikle Ay & Güneş tutulmaları, Ay’ın fazları da belli bir noktaya geldiğinde bu fayları gökyüzünde oluşturur…Ve depremi (tsunamileri, ekstrem hava şartlarını) tetikler.

Bizans İmparatoru’nun Astrologu, bugün kü İstanbul’da, 18 Mayıs 1296 tarihinde gerçekleşecek olan Ay tutulmasından dolayı endişeli olduğunu bildirmiş, ve 1 Haziran 1296 tarihinde, (‘Constantinopole’); Istanbul büyük bir depremden fazlasıyla zarar görmüştür. (Hatta bu deprem, yürütülmekte olan Haçlı Seferi sırasında olmuş, ve tanrının onaylamadığına yorulmuştur.)

Aristotle 1560 yılında öğrencilerine depremler ve tutulmalarla ilgili öğreti yapmıştır. (Pamphlets of Eartquakes in 1560).

21. yüzyılda, elimizdeki programlarla tarihler arasında yolculuk yaparak ilgimizi çeken aşağı yukarı bütün olayların haritasını görebilmekteyiz. Buna rağmen, eğer bu yazıda “Astroloji kesin olarak depremi ön görebilir mi, demek istiyorsun?” diye soruyorsanız; benim cevabım, “Belki bir gün…” olur. Ama henüz değil.

Biraz bahsettiğim eski zamanlardan beri, Astroloji-Deprem ilişkisi çok uzun bir süre boyunca Tutulmalar ile ilişkilendiriliyordu. Daha sonra buna Saturn’de katıldı: 1. yüzyılın ilk yarısında, tabletlerde Saturn’den ‘şeytani’ olarak bahsedilirken, ‘Tanrısal bir ceza/yıkım’ olarak algılanan depremlerle ilişkisi kuruldu. Özellikle Saturn’un, malefik gezegenlerle ve Ay düğümleriyle yaptığı açılar, kavuşumlar da deprem öngörülerinde yer almaya başladı. Ki, bugün de böyle bir konfigürasyon gördüğümüzde, deprem aklımıza gelenlerden biri olmuyor değil. Uranus gezegeninin aldığı olumsuz açılar, malefiklerle kavuşumları büyük bir enerjiyi serbest bırakacağına yorulurken; gezegenlerin haritanın belli bir yarım küresinde ve özellikle bir burçta yığılması, Ay düğümlerinin ışıklarla yaptığı açılar, Astrokartografik haritalarla yorumlandığı zaman deprem konusunda astrologların bazı tahminler yapmasını sağlıyor. Depremlerin yeri konusunda, bu Astrokartografik haritalarda bir fikir edinilse bile kesin bir şey söylemek elbette imkansız. Ekliptik noktalar, gezegenler veya Ay / tutulmaların iz düşümünü takip edebilsek bile, ‘Şurada şu günler arasında deprem olacak.’ gibi bir yorum yapılamaz…Bununla beraber, kadınların adet döngüsünden, yeryüzündeki suları (gel-git etkisi, vb) etkileyebilen Ay’ın ve diğer gezegen konfigürasyonlarının da bu tür konularla tamamen alakasız olduğunu da düşünmüyorum.

Bununla beraber bazı sabit yıldızların, Uranüs ve malefiklerle olumsuz açı yapan Ay ile kavuşumları da, kadim zamanlardan beri depremler ve felaketlerle ilişkilendirilmiştir.

Astroloji açısından ilginç bir başka çalışma; M7’den fazla şiddetli depremlerin haritasındaki yerleşim ve açılarıyla, seri katillerin incelenmiş doğum haritaları arasında göze çarpacak kadar benzerlik bulunması. Özellikle Juno’nun konfigürasyonu bu iki tür haritalarda çok benzer. ‘Kitlesel Ölüm’lerle bağlantısı açısından, bu araştırma hala devam ediyor.

Diğer bir çalışma, gezegenlerin oluşturduğu ‘riskli’ açı kalıplarının, birbirinden ayrılırken değil; açı kalıbını oluşturdukları sırada (applying) depremlerin olduğu konusunda.

Baktığınız zaman, Jeofizik alanında kıymetli hocalar ve onların yetiştirdiği öğrenciler; bu işin bilimsel olarak olarak duayenleri; ve astrolojiyi de deprem ön görü aracı olarakta görmek zorunda elbet değiller. Yine de ben, bir gün buradaki ilişkinin bir düzeyde kurulabileceğini düşünüyorum. Belki yıllar sonra, ama bir gün.

Zaten bu gibi durumlardan son anda kaçınmaya çalışmak hiç bir işe yaramıyor maalesef. Yaşadığımız alan güvende değilse istediğiniz tahmini okuyun, hiç bir işe yaramaz. O nedenle oturduğumuz yerlerin başımıza yıkılmayacağından emin olmalıyız. Ayrıca çocukları gönderdiğiniz okul binasının sağlamlığı hakkında bilgi istemek en doğal hakkınız; unutmayın.

Her ne kadar Astroloji, son zamanlarda fazla öne çıkıp, pek çok konuda deformasyona uğramaya açık bir dal da olsa; unutmayın. Milattan Önce dediğimiz yıllarda bile Astroloji vardı, ve şimdi bildiğimiz kuralların pek çoğu biliniyordu. Hatta Sevgili Antakya’mız da, Astroloji biliminin babalarından biri olan Vettus Valens’in doğum yeridir.

İçinize sinmiyorsa astrologlara inanmayın, ama Astrolojiye inanabilirsiniz. 🙂

Yorum bırakın