Geçen haftadan beri, transit haritalarda bu haftanın gezegen etkileşimlerini inceliyorum; çünkü gerçekten yoğun bir döneme girdik. Adeta tematik bir süreç bu; geçmişte yapılanlar ile ‘şimdi’nin bize iteklediği alanlar arasında bir gel-git yaşıyoruz.
Danışanlarımla yaptığımız doğum harita analizlerinin -özellikle son 10 gündür- neredeyse hemen hemen hepsinde gözüme çarpan, ama üzerinde ayrıntılı olarak düşünmeye fırsat bulamadığım bir nokta vardı.
Son olarak, çok sevdiğim bir arkadaşımla 2-3 gün önce yaptığımız bir telefon konuşması, hepsini bir temele oturttu.
Zorlamak ne kadar iyidir?!!
Zorlamaktan kastım, illa insanları bir şeye zorlamak değil. Şartları zorlamak, kendimizi zorlamak- daha doğrusu; “Olmayanı oldurtmaya çalışmak”. ..Mücadeleden bahsetmiyorum. Mücadele, kendimize borçlu olduğumuz, amaca yönelik çalışmaktır bana kalırsa. Peki mücadele ile zorlamayı nerede ayırabiliriz? Getirisinin, götürüsünden az olduğu zamanlar…Mücadelenin kısır döngüye girip, statikleştiği durumlar…Ancak siz kendinizden fazlasıyla ödün verdiğinizde; özellikle başkaları arasında oluşabilen -geçici-bir harmoni. İletişim ve anlaşılma ihtiyacı, ve bunun manipülasyona kaçtığı zamanlar.
Genelikle ahenkli durumlar, “Olacağı olan” şeyler, doğal olarak kolay akarlar. İki arkadaşınızı düşünün. Yıllar önce küsmüşler mesela. Siz de onları barıştırmak için yoğun bir kampanya süreci yaşadınız ve barıştılar. Burada, ‘Barışma’ anı, size kısa bir süre için zafer duygusu yaşatacak olsa da; emin olun o ilişki yine bozulacak; ve suçlusu değilse bile zararlı çıkan siz çıkacaksınız.
Ya da bir kişiyle yaşamak istediğiniz ilişki için türlü türlü ödünler verdiniz. Başarma anı, damağınızda hep buruk bir tat bırakır; çünkü onun size kendiliğinden gelmediğini içten içe bilirsiniz. Zaten büyük olasılıkla, hayal ettiğiniz şekilde de yürümez.
Dahası, kendimizi ve şartları gereğinden fazla zorladığınızda sizin için daha hayırlı, daha kolay gelişebilecek bir başka şeyi geri çevirmiş oluyorsunuz. Doğasına aykırı olarak zorladığınız hiç bir durum, olay, ilişkiden hayır gelmez; çünkü sonunda varacağı noktaya engel koymuştunuz.
Eğer bu durum sizden başkalarının hayatını bir süre için kolaylaştırıyorsa, o insanlar size teşekkür de etmeyecekler. Kendinizden verdiğiniz ödün, inanın kimse için kıymetli değil. Bir yerden sonra göreviniz ve doğal karşılanan bu ödünleri vermeyi bıraktığınız anda sorgulanacaksınız. Durduğunuz için size burun kıvıracaklar ve hatta daha da ileri gidersek onlar için değeriniz de epey bir azalacak.
İnsanların hayata, aşka, işe, isteklerine baktıkları pencereyi değiştiremezsiniz. Bu size uyuyorsa ne mutlu. Ama ne zaman ki siz bu pencereden sığmak için şekil değiştirip, kendinizi tanınmaz halde buluncaya kadar zorluyorsanız, o zaman durun. Ve düşünün.
Hoşçakalın.
